|
|
 |
 |
 |
| Saanen
Keçisi Korunması |
 |
Keçilerde
sağlık, oldukça geniş
bir bakış açısıyla düşünülmesi
gereken önemli bir konudur.
Keçilerde sağlık meselesini
sadece belirli hastalıklara
yakalanan keçilerin tedavisi
biçiminde düşünmemek gerekir.
Daha çok, onların bu hastalıklara
yakalanmamasını sağlayacak
diğer faktörler üzerinde
düşünmek daha faydalı
olacaktır.Keçilerin barındırılmasını,
beslenmesini ve bakımını
da içeren bir "sağlık"
anlayışı bir çok yönden
kazanç getiren bir yaklaşım
olacaktır. Böyle bir anlayışla,
sadece hastalıklarla uğraşırken
harcanacak emek, zaman
ve paranın ötesinde bir
çok farklı risk de azaltılmış
olur. |
|
| Bu yüzden,
keçilerin sağlığı hakkında en
temel bilgilere sahip olma ve
bu bilgiler ışığında uygulamalar
gerçekleştirme keçi sağlığı
konusunda atılan önemli bir
adımdır. |
| |
| ASALAK
HASTALIKLARDAN KORUNMA |
| Asalaklar, keçilerin besin
maddelerini paylaşır, verimlerini
düşürür ve hastalık etmenlerini
taşırlar. Bunların en önemlilerine
ait özet bilgiler ve genel korunma
yolları aşağıda verilmiştir; |
 |
 |
 |
| Kelebek
Hastalığı |
|
Kelebek
hastalığı, devrelerine
göre farklı belirtiler
gösterir. Ani olaylarda
hastalık ve ölümler, genç
kelebeklerin karaciğeri
istila etmesi ile doku
tahribatı ve kanamalar
sonucu olur.Genellikle
yaz sonları ve sonbaharda
gözlemlenir. Bulaşık keçiler
birdenbire ölürler, ancak
hasta hayvanlar ölümden
bir hafta önce hareketsizdir,
sürü içinde yatarlar.
Diğer bulgular arasında
hızla zayıflama, bitkinlik
ve iştahsızlık gözlemlenir.
Hastalık süresi 1-2 hafta
kadardır. |
| Kum
Kelebeği Hastalığı |
|
Kum
Kelebeği hastalığının
etkeni keçilerin safra
yollarında bulunur. Hayvanlarda
zayıflama, kansızlık,
verim düşüklüğü, deri
esnekliği gibi belirtilere
rastlanır. Arakonakçıları,
kara sümüklüleri ile karıncalardır.
|
| Mide-Bağırsak
Kıl Kurtları |
|
Sürekli
zayıflama, iştah azalması,
kimi zamanlar ishal ya
da kabızlık, verim düşüklüğü,
öksürük başlıca belirtileridir.
Dışkı koyu yeşil renkli
ve pis kokulu olur. Bağırsak
tıkanmaları da gözlemlenir.
Kıl kurtları, kelebek
hastalığı ile birlikte
seyrederse ölüm oranı
daha da artar. Mide-bağırsak
kıl kurtları dışkı ile
bulaşırlar. Dışkıda bulunan
yumurtalardan çıkan larvalar
otlara tırmanırlar ve
bunların yenmesiyle keçilere
geçerler. |
| Akciğer
Kıl Kurtları |
|
Kıl
kurtları, akciğere yerleşirler.
Bu hastalığın belirtileri,
solunum zorlukları, öksürük,
burun ve göz akıntısı,
yorgunluk, kansızlık,
zayıflama, kimi zamanlar
ishal, vücut ısısında
yükselme şeklinde gözlemlenir.
Ölüm, soğuk algınlığından
olur. Oğlaklar çok duyarlıdır.
|
| Delibaş
Hastalığı |
|
Delibaş
hastalığının etmeni çoğunlukla,
beyinde larva olarak gözlemlenir.
Olgun şekli, köpeklerin,
kurt, çakal ve tilki gibi
yabansal et yiyicilerin
bağırsaklarında şerit
şeklindedir. Delibaş hastalığına
tutulan keçiler başlarını
öne ve yana düşük tutarlar.
Başlarını duvara, yemliğe
dayarlar, yürürken dönme
hareketi yaparlar, gözleri
görmez olur. İştahları
azalır ve giderek zayıflarlar. |
| Bağırsak
Şeritleri |
|
Bağırsak
şeritlerinin genel olarak
vücutları dört çekmenlidir.
Olgunları ince bağırsakta,
larvaları iç organlarda
bulunur. Şeritler çift
eşeylidir ve arakonakçıya
ihtiyaç duyarlar. Ergin
bağırsak şeritleri halka
halka düşerler ve mer’ayı
bulaştırırlar. Sayıları
az olduğu zaman hayvanlarda
belli bir araz yapmazlar,
ancak fazla sayıda olduklarında
hastalık, kansızlık, sindirim
zorluğu, ishal ya da kabızlık
yaparlar. Bağırsak tıkanmaları
da gözlemlenebilir. Hayvanların
sinir sistemlerinde de
tahribat yapabilirler.
Titreme, çarpıntı, diş
gıcırdatma, çizerek dönme
gibi klinik bulgular ortaya
çıkabilir. Şeritlerin
altı aylığa kadar oğlaklarda
daha tehlikeli olduğu
gözlenir. Bulaşma, keçi
ve oğlakların pislikleriyle
olur. |
| Ağrıma,
Kırçan |
|
Ağrıma
ya da kırçan, keçilerde
keneler ile geçen bir
hastalıktır. Hastalığın
bulaşmasında arakonakçı
olarak çeşitli kene türleri
rol oynarlar. Ağrımalı
keçilerde, kuluçka döneminden
sonra 42°’ye kadar yükselen
ateş, titreme, düşkünlük
ve iştahsızlık gözlemlenir.
Kan işeme, hastalığın
tipik belirtilerindendir.
Sallantılı yürüyüş ve
solunum artışı görülür.
Hastalığın sağıtımında
erken tanı önemlidir. |
| Kanlı
İshal (Koksidiyoz) |
|
Kanlı
ishalin keçilerde etmeni
tek hücreli kan asalaklarıdır.
Keçilerde ve özellikle
oğlaklarda kitle halinde
ölümlere neden olabilir
ya da en azından gelişmelerini
olumsuz etkilerler. Kanlı
ishal, bir yaşına kadar
olan kuzu ve oğlaklarda
gözlemlenir. Hayvan 1-2
gün içinde ölür. Ölüm
% 10-25 arasındadır. Vücut
ısısı 40-41°C’yi bulur.
Hayvanlar, iştahsız, takatsiz
olur. Şiddetli ishal en
tipik belirtisidir. Dışkı,
kanlı olabilir. Boyun
ve ard bacak kaslarında
titreme görülür. Diğer
şekli iki yaşına kadar
olanlarda gözlemlenir
ve % 40-70 arasında seyreder.
Kesintisiz devam eden
koksidiyoz ise yaşlı ya
da iki aylıktan yukarı
oğlaklarda % 10-13 oranında
ölüme neden olur. |
| Bitler |
|
Bitler,
deriye yakın olarak bulunurlar
ve yara kabukları, deri
döküntüleri ve kıl ile
beslenirler. Kıl tahribatı,
sürtünmeden ve kaşınmadan
ileri gelir. Kaşıntı ve
huzursuzluk yaparlar.
Genellikle sonbahar ve
kış aylarında görülür. |
Nokra
|
|
Nokra,
keçilerde sık rastlanılan
bir asalaktır. Ergin sinekleri
tarafından hayvanın vücuduna
bırakılan yumurtadan çıkan
larvalar derialtı bağ
dokusuna yerleşirler.
Larvalar, Aralık ayına
rastlayan ikincil devrelerinde
sırt derisi altında “Nokra
şişlikleri” meydana getirirler.
Nokralı keçiler huysuz
olur, iştahları azdır,
zayıflarlar, keçilerin
süt verimi düşer. Nokra
savaşımı için en uygun
mevsim Ekim-Kasım aylarıdır.
Nokra şişlikler şekillenip,
larvalar henüz deriyi
delmeden önce ilaçlamayı
yapmak gerekir.
|
| Uyuz |
|
Başlıca
uyuz çeşitleri, baş uyuzu,
gövde uyuzu ve seyrek
olarak ayak uyuzudur.
Baş uyuzu iltihap, kaşıntı
ve kellik yapar. Göz yangısı
ve körlük yapabilir. Hastalık
genellikle uzun sürelidir.
Uyuz çıkan sürüde, üçer
haftalık aralarla hayvanlardan
alınacak deri kazıntılarında
canlı uyuz böceği görülmeyene
kadar ilaç uygulaması
yapılır. |
| Keneler
|
|
Keneler,
hayvanların vücutlarına
yapışarak yaşarlar. Yumurta,
larva ve ergin olmak üzere
üç evreleri vardır. Mer’a
keneleri daha çok dış
ortamda ve mer’ada yaşarlar.
Mesken ya da yumuşak keneler
genellikle barınaklarda
yaşarlar. |
|
| |
| ASALAKLARDAN
KORUNMA YOLLARI |
| Ara
konakçı sümüklü böcekler imha
edilmelidir. Savaşım için otlaklar,
fosfatlı gübrelerle gübrelenebilir
ya da göz taşından yararlanılabilir.
Keçiler, kırağı çözüldükten
sonra otlağa bırakılmalıdır.
İlk ve sonbaharda keçilere asalak
öldürücü ilaçlar verilmelidir.
Çoban köpekleri asalaklara karşı
ilaçlanmalıdır. Hasta ya da
hasta olduğu şüphe edilen keçiler
sağlamlardan ayrılmalıdır. Keçilere
en az ilkbaharda olmak üzere
banyo yaptırılmalıdır. |
| |
| SALGIN
HASTALIKLARDAN KORUNMA |
| Keçilerde görülen salgın hastalıkların
etmenleri virüsler ve bakterilerdir.
Bunların başlıcaları şunlardır: |
 |
 |
 |
| Keçi
Çiçek Hastalığı |
|
Keçi
ve oğlakların kılsız yerlerinde
çiçek şeklinde yaralar
ile kendini gösterir.
Yüksek ateş, solunum zorluğu,
nabız yükselmesi, gözlerde
şişme, işeme ve dışkılama
zorluğu diğer belirtileridir.
Oğlaklarda ölüm % 4 dolayındadır.
Hastalıktan korunma, genel
sağlık önlemleri dışında
aşılamayla sağlanır. Sulandırılan
aşı solüsyonundan 1-3
aylık oğlaklara 0.1 ml,
daha yaşlı ve erginlere
0.25 ml miktarında uygulanır.
Bağışıklık, aşı yapıldıktan
3 hafta sonra başlar ve
bağışıklık süresi en az
1 yıldır. |
| Şap
Hastalığı |
|
Türkiye’de
A, 0 ve Asya 1 tiplerinde
uygun aşılar üretilmektedir.
Şap hastalığına daha çok
yaz aylarında rastlanır.
Keçilerde genel bir durgunluk
durumu ve iştah azalmasıyla
birlikte çoğunda topallıkla
başlar. Topallama, şap
hastalığının belirleyici
özelliklerindendir. Tırnak
aralarında yaralar görülür.
Keçilerde şap hastalığına
bağlı ağız yaralarına
az rastlanır. Diğer belirtileri
arasında titreme, halsizlik,
solunum sayısı artışı,
gebe hayvanlarla yavru
atma sayılabilir. Korunma
için hastalığın yerleşik
olduğu Türkiye’de karantina
önlemlerinin yanı sıra
aşı (monovalan, bivalan,
trivalan) uygulaması yapılır.
Aşı yılın her döneminde
ve her yaşta hayvanlara
yapılır. Ancak, oğlaklama
öncesi gebe keçilere ve
dört aylıktan küçük oğlaklara
yapılmaz. Aşı, göğüs kemiği
civarında deri altı yolla
2 ml enjekte edilir. Aşılamadan
10 gün sonra bağışıklık
başlar ve 5-6 ay devam
eder. Altı ay sonra yapılacak
aşılamayı izleyen yıllarda,
yılda bir aşı yeterlidir.
Sağıtım amacıyla tırnak
ve varsa ağız etrafında
yaralar uygun ilaçlı suyla
temizlenir. Bunun için
% 5 kreolin ve % 1 göztaşı
bulunan ilaçlı su yeterlidir.
|
Kuduz
Hastalığı
|
|
Kuduz,
kuduran hayvanların salyası
ve ısırık yaraları ile
bulaşır. Hastalık, sonbahar
ve ilkbahar aylarında
ormanlık yörelerde daha
yaygın olarak gözlemlenir.
Kuluçka süresinde kuduz
hayvan huysuz ve ürkektir,
insana ve çoban köpeklerine
saldırarak tos vururlar.
Ağızlarında hafif ya da
belirgin salya akar. Uyarımlardan
çabuk etkilenirler. Hastalığın
ilerleyen aşamalarında
hayvan giderek felç olur
ve sonunda ölür. Keçilerde
gözlemlenen belirtiler,
koyunlardan daha belirgindir.
Sık sık melerler. Hastalıktan
korunma, çoban köpekleri
ve köpeklerin aşılanmasıyla
sağlanır. Keçiler için
kuduz aşısı önerilmemiştir.
Kuduz ya da kuduzdan şüpheli
hayvanlar tecrit edilerek
gözleme alınır. |
| Ektima
|
|
Oğlakların
ağız, dil ve ağız etrafında
oluşur. Dudak ve dilin
üstündeki deriler soyulur,
yaralar kanar. Yaraların
sağıtımı yapılmaz ise
iltihaplanır. Yaralar
nedeniyle genç hayvan
yeterince beslenemez ve
zayıflar. Gerekli önlemler
alınmaz ise oğlaklarda
ölüm yapabilir. Sağıtım
için yumuşak besinler
verilir, yaralar üzerine
gliserin sürülür. Hastalıktan
koruma aşı ile sağlanır.
Aşı oğlaklamadan 1-2 gün
sonra kasık bölgesine
damlatılıp yayılarak yapılır. |
| Çelertme,
ot, yaprak, yumuşak böbrek
hastalığı (Enterotoksemi) |
|
Keçilerde
gözlemlenen enterotoksemi
hastalığı esas olarak
koyunlara özgü bir hastalıktır,
çok seyrek olarak keçilerde
de görülür. Enterotoksemili
hayvanların ne zaman hastalanıp
öldüğünü çoğu zaman takip
etmek olası değildir.
Hastalanan keçi birden
duraksar, yem yemeği keser,
sendeleyerek yere düşer,
sıçramalar ve titremeler
gözlemlenir ve çok kısa
bir sürede ölür. Keçilerde
arada bir kesilip sonra
tekrar başlayan ishaller
görülür. Ölen hayvanların
mide ve bağırsaklarında
kan oturmalarına rastlanır.
Keçilerde de enterotoksemi
hastalığı çok hızlı seyrettiği
için sağıtım olanağı yoktur.
Hastalığa karşı korunma
iki türlü yapılır. Birincisi
hastalığın oluşmasında
rol oynayan etmenleri
ortadan kaldırmaktır.
İkincisi ise aşılatmadır.
Hastalığa karşı bağışıklık
aşılama ile sağlanır.
Aşı, dirsek girişi ve
deri altına oğlaklara
2 ml miktarında enjekte
edilir. 21 gün sonra aynı
dozlarda ikinci kez aşı
yapılır. İlk aşılamadan
6 ay sonra keçiye ikinci
bir aşı daha yapılırsa
kuvvetli bir bağışıklık
sağlanır. |
| Bulaşıcı
Yavru Atma Hastalığı (Malta
Humması, Brucella Melitensis)
|
|
Bu
hastalığın başlıca belirtisi
gebeliğin 3-4 aylarında
gözlemlenen yavru atmadır.
Yavru atma oranı ilk yıl
oldukça yüksektir. Hastalık
atık yapan hayvanların
döl yolu akıntıları, yavru
zarı atıkları ve atık
yavrularla bulaşır. Oğlak
ve kuzular, doğumdan sonra
analarının sütü ile de
bulaşık olabilirler. Sürüye
brusellosisli bir hayvanın
girmesi bile, bir doğum
döneminde sürünün tümünün
hastalanmasına neden olabilir.
Bulaşık tekelerinin meni
suyu da mikrop yayar.
İnsanlara taze peynir
ve sütle geçebilir. Hastalıktan
koruma için öncelikle
hastalıklı keçilerin tanısı
yapılır. Etkin korunma
aşılama ile sağlanır.
Aşı, deri altına erkek
ve dişi oğlaklara 3-4
aylık olunca, erginlere
ise teke katımından 1
ay önce ya da sağımların
bitiminden sonra yapılır.
Aşının dozu 1 ml dir.
Bir defa aşılanan hayvana
ikinci kez aşı yapılmaz.
Bağışıklık yaşam boyu
sürer. |
| Şarbon
Hastalığı (Antraks, Kasap
Çıbanı) |
|
Yüksek
ateş, hızlı nabız, titreme,
ağızdan salya ve arkadan
pislikle kan gelişi, kan
işeme, hızla zayıflama
ve ani ölümler hastalığın
belirtileridir. Kesilen
hayvanlar da kanın pıhtılaşmaması
ve dalağın normalden büyük
oluşu, şarbonun en tipik
bulgularıdır. Keçileri
bu hastalıktan korumak
için bulaşık mer’alarda
otlatmamak gerekir. Şarbon
bir mer’a hastalığıdır.
Hastalık keçilerde koyunlara
oranla daha az oranda
rastlanır. Hasta keçilerin
derhal yok edilmesi ve
sağlamların aşılanması
gerekir. Aşı, keçilere
0.5 ml, 6 aylıktan küçük
oğlaklara 0.25 ml kuyruk
altına uygulanır. İki
aylıktan küçük oğlaklara
yapılmaz. Aşı hastalık
çıkmadan önce ilkbaharda
ve hastalık görülen yerlerde
ise hemen uygulanır. Aşı,
ancak iki hafta içinde
bağışıklık meydana getirir
ve 1 yıl süreyle bağışıklık
kazandırır. |
| Salgın
Süt Kesen Hastalığı (Agalaksi) |
|
Agalaksi,
memelerde, gözde, eklemlerde
ve arka ayak kaslarında
yangılar yapar. En çok
rastlanan şekli, meme
şeklidir. Meme dokusu
yumuşar, kısmen küçülür,
sertlikler belirir. Memeler
ağrılıdır, sağım güçleşmiştir.
Sütün görünüşü değişir,
yapışkan kıvamda ve pıhtılıdır.
Süt kimi zaman kanla karışır
gelir. Keçilerin gözlerinde
iltihap ve körlük oluşturulabilir.
Ayaklarda topallık ve
eklemlerde şişlikler olur.
Hayvanlar dizleri üzerine
basar. Gebe keçilerin
çoğu yavru atabilir. Hastalığın
bulaşması, bulaşık su
ve yiyeceklerle olur.
Sağıcılar da hastalığın
bulaşmasında rol oynarlar.
Agalaksiye karşı en etkin
çare aşılamadır. Aşı,
sağım döneminin son iki
ayı ile gebeliğin ilk
2 ayında uygulanır. Aşı,
koltuk arkası deri altına
1 ml enjekte edilir. Bir
aylıktan büyük oğlak ve
kuzular dahil, her yaşta
keçi ve koyunlar aşılanırlar.
Aşının bağışıklığı yapımından
15 gün sonra başlar, 8
ay sürer. |
| Keçi
Ciğer Ağrısı |
|
Keçilere
özgü bir hastalıktır.
Hastalığın ilk belirtileri,
vücut ısısının yükselmesi,
genel durgunluk, iştahsızlık
ve bitkinliktir. Ani seyirli
hayvanlarda sık sık öksürme,
solunum sayısında artma,
solunum güçlüğü gözlemlenir.
Keçi başını öne uzatıp
ağzını açarak nefes almaya
çalışır. Hastalanan hayvanların
çoğu ölür. Hastalıktan
kurtulabilen keçiler ise
kaşektik duruma gelir,
gençlerin gelişmesi de
geri kalır. Hastalık,
enfekte hayvanlar ile
bulaşır. Bu nedenle hastalık
çıkan sürüler ile sağlam
sürülerin doğrudan ya
da dolaylı temaslarının
kesilmesi gerekir. Sağıtım
da kimi antibiyotikler
yararlı olabilir. En etkin
koruma aşı ile sağlanabilir.
Aşı, kulağın dış yüzüne,
kulak ucundan 2-3 cm aşağıya
0.2 ml miktarında enjekte
edilir. Bağışıklık 15
gün sonra başlar. Bağışıklık
süresi 3-9 aydır. Gebeliğin
son ayı içinde aşının
yapılmaması öğütlenir.
Altı aylıktan daha büyük
oğlak ve çepiçler ile
ergin keçilere uygulanır.
|
Yalancı
verem(Paratuberküloz)
|
|
Keçilerde
rastlanan başlıca paratuberküloz
belirtileri; zayıflama,
kıl örtüsünün dayanıklılığının
azalması, ileri aşamalarda
kaşeksi ve bitkinlik durumudur.
İshal durumu sığırlarda
olduğu üzere tipik değildir.
Hastalık, hasta ve bulaşık
hayvanların dışkıları
ile bulaşır. Mikrop, bulaşık
yiyeceklerle ve sularda
ağız yolundan alınır.
Bulaşık hayvanların sütlerinde
de mikrop vardır. Bu hastalığın
sağıtımı, pratik olarak
olası değildir. Hasta
hayvanların derhal imhası
gerekir. Koruma, ancak
ayırma ile sağlanabilir.
Türkiye’de keçi özgü bir
paratuberküloz aşısı yoktur.
|
|
| ZEHİRLİ
OTLARDAN KORUNMA |
| Mer’alarda
birçok bitki bulunur. Her bölgenin
de kendine özgü bir bitki çeşidi
vardır. Bu bitkilerin kimileri
hayvanlarda zehir etkisi yaratırlar.
Zehir etkisi bitkinin türüne,
tür içindeki çeşitlerine, gelişme
devrelerine toprağın ve iklimin
özelliklerine, tüketilen miktara,
yem süresine ve hayvanın duyarlılığına
göre ayrım gösterir. |
| Başlıca
Zehirli Otlar |
| Bitki
adı |
Belirtiler |
Sağıtımı
|
| Karalahana,
hardal, soğan, kolza,
yabani hardal, yabani
sarımsak |
Kansızlık,
solunum sayısında artış,
taşikardi |
Mera’anın
değiştirilmesi |
| Yakup
otu, demir dikeni, sarmaşık
türleri, engerek otu |
Baş
ve memede ödem, solunum
güçlüğü, kulak, burun
ve gözde ödem |
Mera’anın
değiştirilmesi |
| Acı
bakla, mavi lüpen |
Sallantılı
yürüyüş, düşme, ağızda
köpürme, sarılık |
Mera’anın
değiştirilmesi |
| Kanyaş,
yumrulu kanyaş, kuş yemi,
|
Titreme,
yere düşme, tutuk yürüyüş,
başın öne doğru eğik olması
|
Mera’anın
değiştirilmesi |
| Sudan
otu, tırfıl, kır fiği
|
Solunum
güçlüğü |
Mera’anın
değiştirilmesi |
|
| |
| Bitki
zehirlenmelerine karşı korunma
yolları |
| Bitki
zehirlenmelerine karşı sağıtım
genel olarak zordur. Korunma
daha önemli ve kolaydır. Korunma,
öncelikle, hayvanların otladıkları
mer’ada bitkilerin tanınması,
onların zararlı ve yararlı oldukları
dönemlerinin bilinmesine bağlıdır.
Keçilerde de bitki zehirlenmesine
karşı başlıca korunma yolları
şunlardır; Aç hayvanlar, zehirli
bitkilere karşı daha duyarlıdırlar.
Bu nedenle keçiler mer’aya çıkarılmadan
önce ot ve samanla açlıkların
giderilmesi sağlanmalıdır. Mer’aların
bakımına ve ıslahına özen gösterilmelidir.
Gübreleme ve iyi bakılan mer’alarda
zehirli bitkiler yeterince gelişemezler.
Aslında zehirli bitkiler daha
az lezzetlidir ya da lezzetsizdirler.
Keçilerin otladıkları çayır
ve mer’alarda zehirli bitkilerin
çobanlar tarafından bilinmesi
gerekir. Zehirli bitkiler bilinirse
bunlardan mer’a temizlenir ve/ya
da bunlara karşı alınacak önlemler
bilinir. Kimi bitkiler belirli
devrelerde zehirli etkiye sahiptir.
Bu dönemlerde hayvanlar mer’aya
gönderilmez. Zehirli bitkiler,
çoğunlukla yararlı bitkilerden
daha önce gelişirler. Bu yüzden
mer’ada yararlı ve yararsız
bitkilerin gelişmesi gözlenmeden
hayvanlar mer’aya salınmamalıdır.
Hayvanlar arasında zehirlenme
belirtileri gözlenir gözlenmez,
sürü hızla bölgeden uzaklaştırılmalıdır.
Hayvanların su içmesi ve yürümesi
zehirlenmeyi hızlandırır. Bu
nedenle zehirli bitki yedikleri
şüphelenen hayvanlar sudan uzak
tutulurlar ve yürütülmezler.
|
| |
| AYIRMA
VE KARANTİNA |
| Ayırma,
hasta hayvanlarla sağlam hayvanların
ayrı yerlere alınması ve bu
şekilde hastalığın bulaşmasını
engelleme işlemi olarak tanımlanabilir.
Ayırmada, hasta hayvanlarla
temas eden bakıcı ya da çobanların
hareketleri de sınırlıdır. Bunların
muşamba ya da benzeri önlükler,
çizme ve eldiven kullanmaları
sağlanır. Bulaşıcı hastalığın
çıktığı barınaklar, kullanılan
aygıtlar iyice temizlenir ve
dezenfekte edilir. Ölen hayvanlar
ya yakılır ya da derin çukurlara
gömülür ve kireçlenir. Hastalık
ürünü atıkların bulaşmaları
önlenir. Kaba ve karma yemlerin
bulaşık olan kısımları atılır.
Hayvanların tümü aşılanır. Karantina
ise, bir ülkeyi ya da bölgeyi
bulaşıcı hastalıklardan koruma
amacıyla hayvan hareketlerine
getirilen mutlak bir sınırlandırma
işlemidir. Hastalık çıkan yörelerde
hastalık geçinceye ya da gerekli
önlemler alınıncaya değin o
yöreden dışarıya hayvan gönderilmez,
aynı zamanda dışarıdan hayvan
getirilmesine izin verilmez.
|
|
|
 |
|
 |
|
|